“Çocukluğumda en unutamadığım olaylardan biri ‘Hürriyet’in ilânıydı. 1908 Temmuzunda İkinci Meşrutiyetin ilânına halk arasında böyle denilirdi. Yedi yaşındaydım hayal meyal hatırlıyorum. ‘Hürriyet’ ilân edildi dediler.”
“Bir hafta şenlik yapıldı. Hükûmet meydanında efeler oynadı. Herkes içti, içti, ‘Hürriyet ilân edildi, kimseye bir şey yapılamaz’ diye silahlar atıldı, insanlar birbirlerini yaraladılar. O günlerde insanların kafasına yasa ve düzen anlayışı yerleşmemişti. Herkes dilediği gibi asıp kesebilir, sanılırdı. Zaman geçtikçe hürriyetin ne demek olduğu anlaşıldı.”
İkinci Meşrutiyet, gerek siyasî ve sosyal gerekse iktisadî açıdan çok önemliydi. Yeni bir siyaset hâkimdi; göreli bir özgürlük elde edildi (işçi ve kadın örgütlenmeleri, grevler, vb.) ve bu serbestlik gazete, dergi ve diğer süreli yayınlarda da geniş yer buldu. Bu dönemle birlikte, Tanzimattan bu yana süregelen modernleşme hareketi ivme kazandı.
İkinci Meşrutiyet siyasi gerilimler dönemiydi: 13 Nisan 1909 tarihli 31 Mart Ayaklanması’nı, Eylül 1911 yılında Trablusgarp Savaşı, Ekim 1912’de ise, Birinci Balkan Savaşı izledi. 23 Ocak 1913 tarihli Babıâli Baskını, İttihat ve Terakki’yi yeniden güçlendirdi. Haziran 1913 tarihi ise, İkinci Balkan Savaşı’yla siyasi bir dönüm noktası oldu.
Bütün bu zorluklara karşın Anadolu’ya yayılan göreli bir iyileşme söz konusuydu: “1904-1908 yıllarında yıllık Maarif bütçesi 200.000 lira civarındayken, 1909’da 600.000, 1910’da 940.000, 1914’te 1.230.000 liraya çıkmıştır. Hürriyetin ilânında 79 idadî ve sultanî (lise) varken, 1914’te 95 olmuştur.” Sina Akşin, 2000, “Siyasal Tarih (1908-1923)”, Çağdaş Türkiye 1908-1980, Cem Yayınevi, İstanbul, s. 45. |