“Savaş yıllarının bitiminde Anadolu ekonomisi savaş öncesine kıyasla biraz daha bütünleşmiş, daha ulusal bir nitelik kazanmış bulunuyordu.” Korkut Boratav, Türkiye İktisat Tarihi, 1908-2002, İmge Kitabevi, İstanbul, s.32.
1919 yılı sonrası, İstanbul’dan Ankara’ya yönelen önem, iktisadî siyaseti de yeniden biçimlendirdi: Bu hiç şüphesiz ki, iktisadî anlamda tam bağımsızlığı isteyen, ulusalcı bir siyasetti. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ağır koşulları altında, savaşın finansmanını karşılayabilmek adına, Tekâlif-i Milliye benzeri vergiler, bu eğilimin sonucuydu ve bu konuda, Anadolu halklarının katkısı çarpıcı boyutlardaydı. %10’luk Sovyet yardımı dışında, bütünüyle iç kaynakları tüketen, ulusal bir mücadele süreci yaşandı.
“Ordu için gerekli malzemeler mağazalardan alınır, bedelinin %60’ı ödenir, geri kalanı için de “Tekâlif-İ Harbiye” denilen bir borç makbuzu verilirdi. Zaferden sonra bu paraların hepsi hükûmet tarafından tarafından esnafa ödendi”.
Tekalif-İ Milliye Emirleri
( Ulusal Yükümlülükler )
( 7-8 Ağustos 1921)
1. Her kazada bir Tekalif-i Milliye Komisyonu kurulacak.
2. Tüccar ve ahali elindeki çamaşırlık bez, erkek elbisesi yapmaya elverişli her çeşit kumaş ile kösele, astar, meşin, sahtiyan, çarıklık deri, mıh ve hayvan malzemesinin % 40’ına , bedeli sonradan ödenmek üzere el konacak.
_______________________________________________>> Devamı için tıklayınız >>
|