Türkiye’nin iktisaden bütünüyle dışa açıldığı ve küreselleşmeden derin bir biçimde etkilenmeye başladığı bu dönemde, büyük kentler, özellikle İstanbul, uluslararası sermayenin odağı oldu. Ancak sermaye akışı, başta sosyal adaletsizlik olmak üzere ciddi sorunlar getirdi:
“Büyük kentlerde son 20 yıl içinde gelir dağılımının önceki dönemlere göre çok daha fazla bozulduğu ve bununda kentlerde ortaya çıkan kutuplaşmaya önemli katkısının bulunduğu açıktır.
İstanbul’da 1990’lı yılların başında kent nüfusunun en varsıl kesimini oluşturan %20’lik bir kesim kentte elde edilen gelirin %57.6’sına el koyarken , en yoksul %20’lik kesim söz konusu gelirden %4.6 civarında pay alabilmektedir.” Tarık Şengül, Kentsel Çelişki ve Siyaset, Demokrasi Kitaplığı, İstanbul, s. 91.
|