Bu dönem Türkiye açısından, belirsizlikler ve bunalımlar içerdi. Sermaye hareketlerindeki dalgalanmalar sonucu, gittikçe artan bir sıklıkta yinelenen finansal bunalımlar, Türkiye iktisadında yapısal bozulmaları hızlandırarak büyüttü. Buna bağlı olarak, IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kurumlar, Türkiye’ye fiilen yerleşti. Bu sürecin en önemli uygulaması, emek-sermaye arası bölüşümün sermaye lehine çevrilmesiydi. Kamu açıklarının kapatmak amacıyla da, “özelleştirme” ön plâna taşındı.
Bu döneme damgasını vuran bir diğer gelişme de, yüksek faizle iç-borçlanmaya devam eden Türkiye’nin, giderek büyüyen bir borç tuzağına saplanmasıydı. Bu süreç, 1994’de yaşanan büyük finansal krizi tetikledi ve Türkiye’yi bir kez daha, ciddi bir biçimde sarstı.
|